Boşanma Davası Nasıl Açılır? Boşanma Davası Çeşitleri ve Sebepleri
Hiçbir evlilik boşanma düşüncesiyle kurulmaz ancak bir evlilik çekilmez hal aldığında devamı hem eşlere hem de var ise tarafların çocukları için eziyet haline gelir. Bu nedenle boşanma bazı durumlarda başvurulan en doğru yoldur. Boşanmaya karar vermek bazen tarafların bir araya gelerek süreci tıpkı evlilik sürecinde olduğu gibi ortak kararlarla sonlandırması şeklinde olabileceği gibi (anlaşmalı boşanma) bazen de iletişimin minimum, taleplerin maksimum olup ortak kararlarla sonlandırılamayıp, hâkimin müdahalesinin istenilmesi şeklinde olabilir (çekişmeli boşanma).
Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Boşanma davası, eşlerden birinin yetkili ve görevli mahkemeye başvurmasıyla açılır. Yetkili Mahkeme TMK md.168. maddesi uyarınca belirlenmekte olup buna göre yetkili mahkeme “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.”. Görevli mahkeme ise Aile Mahkemesidir. Ancak Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi bu görevi üstlenir. Boşanma davası açarken yetki ve görev kurallarına uygun şekilde başvuru yapmak, usule ilişkin itirazları ve olası hak kayıplarını önlemek açısından önemlidir.
Boşanma davasının açılma usulü davanın türüne bağlı olarak değişkenlik gösterir. Çekişmeli boşanma davaları, evlilik birliğinin sona erdirilmesi sürecinde taraflar arasında anlaşmazlık bulunması halinde açılan ve yargılamaya tabi olan davalardır. Bu tür davalarda, davayı açan tarafın, bizzat ya da hukuki temsilcisi (avukat) aracılığıyla yetkili ve görevli mahkemeye başvurması gerekmektedir.
Boşanma davasının açılabilmesi için öncelikle Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen boşanma sebeplerine dayanılarak, yazılı bir dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Dilekçede, boşanma talebinin dayandığı hukuki gerekçeler ve varsa deliller ayrıntılı şekilde belirtilmelidir. Hukuki sürecin ilerleyebilmesi adına, dilekçenin ilgili aile mahkemesine sunulması ve yasal harçların yatırılması gerekmektedir.
Dava açıldıktan sonra, mahkeme tarafından tensip zaptı düzenlenir. Tensip zaptı, yargılamanın başlangıcına ilişkin sürecin belirlenmesini ve taraflara davanın bildirilmesini içerir. Mahkeme, hazırlanan tensip zaptı ile birlikte dava dilekçesini ve sunulan delilleri karşı tarafa tebliğ eder.
Tebliğ işleminin ardından, davalı tarafa dava dilekçesine cevap verme süresi tanınır. Türk Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, davalı eşin, mahkeme tarafından kendisine yapılan tebliğden itibaren iki hafta içerisinde cevap dilekçesini sunma hakkı bulunmaktadır. Ayrıca, davalı tarafın talep etmesi halinde, bu süre mahkeme tarafından ek süre verilerek uzatılabilir. Davalı tarafın, boşanma davasına karşılık karşı dava açma hakkı da bulunmaktadır. Bu durumda, karşı dava açan taraf da kendi iddialarını ve hukuki gerekçelerini belirten bir dilekçe sunarak yargılama sürecine dahil olur.
Çekişmeli boşanma davalarında delillerin sunulması, tanık beyanlarının alınması, ekonomik ve sosyal durum araştırmalarının yapılması gibi yargı sürecini etkileyen birçok hukuki prosedür bulunmaktadır. Mahkeme, tarafların iddialarını ve sundukları delilleri değerlendirerek, boşanma ve buna bağlı hususlar (nafaka, tazminat, velayet vb.) hakkında nihai kararını verir.
Sonuç olarak, çekişmeli boşanma davasının hukuka uygun ve eksiksiz bir şekilde yürütülebilmesi için, tarafların iddialarını güçlü delillerle desteklemesi ve dava sürecini dikkatle takip etmesi önem arz etmektedir.
Anlaşmalı boşanma davaları ise, tarafların boşanma, mal paylaşımı, nafaka, velayet gibi konularda tam bir uzlaşmaya vararak açtıkları ve mahkeme tarafından hızlıca karara bağlanabilen davalardır. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi kapsamında düzenlenen bu dava türünde, tarafların evlilik süresinin en az bir yıl olması ve boşanma şartları üzerinde karşılıklı mutabakata varmaları gerekmektedir.
Anlaşmalı boşanma davasının açılabilmesi için taraflar, yetkili ve görevli aile mahkemesine hitaben bir boşanma dilekçesi hazırlar. Dilekçe ile birlikte, boşanma şartlarının detaylandırıldığı anlaşmalı boşanma protokolü de sunulmalıdır. Bu protokol, mal rejiminin tasfiyesi, nafaka, velayet, çocuğun kişisel ilişkileri gibi hususları içermeli ve taraflarca imzalanmış olmalıdır. Davanın kabul edilebilmesi için her iki tarafın da mahkeme huzurunda protokolü kabul ettiklerini beyan etmeleri zorunludur.
Davanın açılmasıyla birlikte mahkeme, tensip zaptı düzenleyerek duruşma gününü belirler. Anlaşmalı boşanma davalarında, genellikle tek celsede karar verildiğinden, mahkeme kısa bir süre içinde tarafları duruşmaya davet eder.
Duruşmada hâkim, tarafların iradelerinin serbest olup olmadığını değerlendirir ve protokolün çocuğun yüksek yararına uygun olup olmadığını denetler. Tarafların anlaşmaya dayalı iradesinde herhangi bir baskı unsuru bulunmadığı ve protokolün hukuka uygun olduğu anlaşılırsa, mahkeme boşanma kararını verir.
Boşanma kararının ardından, mahkeme ilamı taraflara tebliğ edilir ve kararın kesinleşmesi için iki haftalık istinaf yoluna başvuru süresi beklenir. Taraflar, sürecin hızlanmasını istiyorsa, kanun yoluna başvurudan feragat dilekçesi sunarak kararın daha kısa sürede kesinleşmesini sağlayabilir. Karar kesinleştikten sonra, nüfus müdürlüğüne bildirim yapılarak medeni hal değişikliği tamamlanır.
Sonuç olarak, anlaşmalı boşanma davaları, çekişmeli boşanma davalarına kıyasla çok daha kısa sürede sonuçlanan, tarafların uzlaşarak boşanmasını sağlayan bir süreçtir. Ancak protokolün eksiksiz ve hukuka uygun şekilde hazırlanması, mahkeme tarafından reddedilmemesi için önem arz etmektedir. Bu nedenle, sürecin doğru yönetilebilmesi adına bir boşanma avukatından destek alınması önerilir.

Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu, eşler arasındaki evlilik birliğinin sona erdirilmesine ilişkin esasları düzenlerken, tarafların hak ve sorumluluklarını da detaylı bir şekilde belirlemiştir. Boşanma, evlilik birliğinin hukuki yollarla sona erdirilmesini ifade eder ve Medeni Kanun, bu durumu belli sebeplerle sınırlandırmıştır. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebepleri, genel ve özel sebepler olarak iki ana kategoride incelenir.
Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması
Evlilik birliğinin temelden sarsılması, genel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Medeni Kanun’un 166. maddesi uyarınca, eşler arasındaki sevgi, saygı ve dayanışmanın sona ermesi nedeniyle evlilik birliğinin devamının taraflardan beklenemeyecek derecede zorlaştığı durumlarda, mahkeme boşanmaya karar verebilir. Evlilik birliği, iki insanın karşılıklı sevgi, saygı ve güven duyguları üzerine kurulan ve birlikte yaşamı sürdürmeye dayalı bir ortaklıktır. Ancak bazı durumlarda bu birliğin temelleri sarsılabilir ve taraflardan birinin veya her ikisinin artık bu ilişkiyi sürdürmekte zorlandığı görülebilir. TMK md. 166 uyarınca, “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa”, taraflardan biri boşanma davası açma hakkına sahiptir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylar örnekleriyle ele alınmıştır. Bu olaylar genellikle kişisel davranışlar, yaşam tarzı uyuşmazlıkları veya karşılıklı güveni zedeleyen durumlarla ilgilidir. Bu konuda sıkça karşılaşılan bazı örnekler:
- Sadakatsizlik: Taraflardan birinin evlilik dışı ilişki yaşaması, güveni tamamen ortadan kaldırır ve evlilik birliğini sarsar. Yargıtay, sadakatsizliği çoğu durumda boşanma sebebi olarak kabul eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.07.2014 tarihli, 5283-15618 sayılı kararında sadakatsizlik, güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilmiş ve bu tür davranışta bulunan eşin tam kusurlu olduğu vurgulanmıştır. Mahkeme, devam eden boşanma sürecinde kadının ortak konuttan ayrılmasını kusur olarak görmemiştir. Buna karşın, davalı kocanın eşine hakaret ettiği, evlilik sorumluluklarını ihmal ettiği ve başka bir kadınla sık ve uzun telefon görüşmeleri yaparak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, boşanmaya sebep olan olaylarda kocanın tam kusurlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.03.2013 tarihli, E. 8207-8733 sayılı kararında ise, davacı-davalı kadının makul bir sebep olmaksızın başka bir erkekle telefon görüşmesi yapması ve bir araçta birlikte görülmesi güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilmiş ve kusurlu bulunduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın devamının mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede, davalı-davacı kocanın boşanma davası açmakta haklı olduğu ve mahkemenin bu talebi reddetmesinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varmıştır.
- Şiddet ve Kötü Muamele: Fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet; evlilik birliğinin devamını imkânsız hale getirir. Hakaret, tehdit gibi davranışlar da bu kapsamdadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.01.2013 tarihli, 14736-2013 sayılı kararında, mahkeme davalı-davacı kadının boşanma talebini kabul ederken, davacı-davalı kocanın boşanma davasını reddettiğini; ancak yapılan incelemelerde, kocanın kusurlu olduğu gibi kadının da eşinin yüzünü tırmalayıp evlendiğine pişman olduğunu söyleyerek evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına katkıda bulunduğu tespit edilmiştir. Kadının da boşanma talebinde bulunduğu dikkate alındığında, kocanın boşanma davasına karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir. Bu sebeple, evlilik birliğinin korunmaya değer bir yararı kalmadığından, kocanın boşanma davasının da kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Eşlerin Aşırı Kıskançlığı veya Güvensiz Davranışları: Sürekli şüphelenme, hayatı kontrol etme çabaları, kişisel alanın ihlal edilmesine neden olur ve tarafların huzurunu kaçırır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 09.07.2013 tarihli, 7285-19620 sayılı kararında, davalının evlenmeden önceki bir erkekle olan fotoğraflarını evlilik sonrası da saklaması güven sarsıcı bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Öte yandan, davacının eşine hakaret ettiği tespit edilmiştir. Bu nedenlerle mahkeme tarafları “eşit kusurlu” kabul etmiş ve bu değerlendirmede hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Temyiz itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılarak mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
- Ekonomik Sorumlulukların Yerine Getirilmemesi: Eşlerden birinin ailesinin maddi yükümlülüklerini sürekli olarak ihmal etmesi, ortak hayatı sekteye uğratabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.09.2013 tarihli, 7472-2013 sayılı kararında, davalı kocanın eşinden habersiz kredi çekerek borçlandığı ve evlilik birliğinden doğan sorumluluklarını yerine getirmediği tespit edilmiştir. Bu durum, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve ortak hayatın devamının imkânsız hale gelmesine neden olmuştur. Davacının boşanma davası açmakta haklı olduğu belirlenmiş ve tarafların birlikte yaşamaya zorlanmasının kanunen mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Bu nedenle, boşanma kararı verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
- Aile Müdahaleleri: Eşlerin ailesi veya yakın çevresinin evlilik birliğine gereğinden fazla müdahale etmesi, çiftler arasında sorunlara yol açabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.03.2013 tarihli, 21187-7441 sayılı kararında, tarafların birbirlerine hakaret ettiği ve ailelerinin evlilik birliğine aşırı müdahalesine engel olmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, davalı kocanın eşine fiziksel şiddet uyguladığı belirlenmiştir. Bu nedenle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kocanın daha kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Mahkemenin tarafları eşit kusurlu kabul etmesi ve bu hatalı kusur tespiti nedeniyle davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmesi hukuka aykırı bulunmuş, kararın bozulması gerektiğine hükmedilmiştir.
- Sevgi ve Saygının Kaybolması: Taraflar arasında duygusal bağın yitirilmesi, birbirine karşı tahammülsüzlük oluşması da evlilik birliğini sarsabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.03.03.2015 tarihli, 19849-4186 sayılı kararında, yerel mahkemenin davalıya kusur atfedilemeyeceğini belirterek boşanma davasını reddettiğini, ancak yapılan incelemelerde, davalının sürekli olarak internet ve sosyal medya kullanımıyla kuşku uyandıran davranışlar sergilediği ve Almanya’ya döndükten kısa süre sonra boşanmak istediğini söyleyerek evi terk ettiği tespit edilmiştir. Evlilik birliğinde eşlerin birlikte yaşama ve birliğin mutluluğunu sağlama yükümlülüğü bulunduğundan, davalının bu tutumu Türk Medeni Kanunu’nun 185/2. maddesine aykırı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak yaşamın sürdürülemeyeceği sabit olduğundan, boşanma kararı verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay’ın kararlarında bu olayların tek başına veya birlikte ele alınmasıyla bir değerlendirme yapılır. Her olayın öznel bir yapısı vardır; bu nedenle mahkemeler, olayın evlilik birliğini nasıl etkilediğini somut durumlara göre inceler.
Her evlilik, kendi dinamikleriyle şekillenir ve sorunların derinliği, tarafların olaylara karşı tutumlarıyla belirginleşir. Önemli olan, sorunların çözümü için iletişime açık olmak ve gerektiğinde uzman desteği almaktır.
Özel Boşanma Sebepleri
Türk Medeni Kanunu, belirli durumlarda boşanma davası açabilmeyi mümkün kılan özel sebepleri de düzenlemiştir. Bu sebepler, kanunun 161-165. maddeleri arasında yer almaktadır:
Zina (TMK md. 161)
Eşlerden birinin diğerini aldatması, zina sebebiyle boşanma davasının açılmasına temel oluşturur. Bu durumda zarar gören eş, zina olayını öğrenmesinden itibaren altı ay içinde dava açmak zorundadır. Aksi halde dava hakkı zaman aşımına uğrar.
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK md. 162)
Eşlerden birinin diğerinin hayatına kastetmesi, ona şiddet uygulaması ya da onur kırıcı davranışlarda bulunması durumunda, zarar gören eş boşanma talebinde bulunabilir.
Suçluluk veya Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK md. 163)
Eşlerden birinin suç işleyerek aileyi toplum önünde utanca sürüklemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi, boşanma sebebi olarak kabul edilir. Bu davranışların evlilik birliğini olumsuz etkilediği kanıtlanmalıdır.
Terk (TMK md. 164)
Eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın eşini terk etmesi ve bu durumun en az altı ay devam etmesi, boşanma sebebi sayılır. Terk nedeniyle dava açmadan önce terk eden eşe, mahkeme tarafından eve dönmesi için ihtar gönderilmesi gerekir.
Akıl Hastalığı (TMK md. 165)
Eşlerden birinin akıl hastalığına yakalanması ve bu hastalığın evlilik birliğinin devamını imkânsız hale getirmesi durumunda, diğer eş boşanma talebinde bulunabilir. Ancak bu durumda hastalığın resmi bir sağlık kurulu raporuyla kanıtlanması şarttır.
Boşanma Davası Türleri Nelerdir?
Boşanma davası çekişmeli veya anlaşmalı boşanma davası olarak açılabilir. Aşağıda çekişmeli boşanma ile anlaşmalı boşanma davasının genel hatları ile farklarını tablo halinde görebilirsiniz:
| Kriter | Çekişmeli Boşanma | Anlaşmalı Boşanma |
| Tanım | Eşlerin boşanma, mal paylaşımı, velayet, nafaka veya tazminat gibi konularda anlaşamadığı durumlar. | Eşlerin boşanma ve ilgili tüm konularda (velayet, mal paylaşımı, nafaka, tazminat) uzlaştığı durumlar. |
| Şartlar | Anlaşmazlıkların mahkeme kararı ile çözümlenmesi gerekir. | Tarafların boşanma protokolü hazırlayarak tüm detaylarda uzlaşması gerekir. |
| Süre | Davanın uzun sürmesi muhtemeldir (aylar veya yıllar). | Süreç genellikle daha hızlıdır (genelde birkaç hafta veya ay içinde sonuçlanır). |
| Protokol Zorunluluğu | Bir protokol bulunmaz; mahkeme kararı ile sonuçlanır. | Tarafların imzaladığı bir anlaşmalı boşanma protokolü sunulması zorunludur. |
| Velayet ve Nafaka | Mahkeme kararına bağlı olarak belirlenir. | Taraflar kendi aralarında uzlaştıkları şekilde belirler. |
| Tarafların Katılımı | Taraflar ve avukatları genellikle birçok duruşmaya katılmak zorundadır. | Tarafların genelde bir veya iki duruşmaya katılması yeterlidir. |
| Maliyet | Daha yüksek maliyetlidir (avukat ücretleri, mahkeme masrafları). | Daha az maliyetlidir. |
| Mahkeme Müdahalesi | Hâkim, tüm detaylar üzerinde karar verir. | Hâkim yalnızca protokolün kanuna uygunluğunu denetler ve kararı onaylar. |
| Uzlaşma Durumu | Uzlaşma yoktur; taraflar arasındaki uyuşmazlıklar mahkeme tarafından çözüme kavuşturulur. | Tam bir uzlaşma söz konusudur; tüm şartlar tarafların rızası ile belirlenir. |
| Stres ve Gerginlik | Süreç genellikle daha stresli ve gergin geçer. | Daha az stresli bir süreçtir. |

Çekişmeli Boşanma Nedir?
Çekişmeli boşanma, tarafların boşanma sebepleri veya nafaka, velayet gibi konularda anlaşamaması durumunda ortaya çıkar. Süreç, mahkemede delillerin sunulması, tanıkların dinlenmesi ve tarafların beyanlarının alınması gibi aşamaları içerir. Anlaşmalı boşanma genellikle birkaç ay içinde sonuçlanırken, çekişmeli boşanma 1-3 yıl veya daha uzun sürebilir.
Çekişmeli boşanma davalarının süresi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın boyutuna ve delillerin incelenme aşamasına bağlı olarak değişiklik gösterir. Genellikle ilk derece mahkemesi süreci 1-2 yıl sürerken, istinaf ve temyiz aşamaları ilk derece mahkemesinde geçen süreye ek olarak 1-2 yıl daha eklenebilir.
Hızlı sonuç almak için delillerin eksiksiz sunulması ve tarafların usul kurallarına dikkat etmesi önemlidir. Mahkemede, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını veya kusurlu davranışları kanıtlamak için şu deliller sunulabilir:
- Tanık beyanları
- Mesajlar, e-postalar ve sosyal medya yazışmaları
- Fotoğraflar ve videolar
- Ses kayıtları (hukuka uygun elde edilmişse)
- Hastane raporları veya psikolojik değerlendirmeler
- Banka hesap dökümü ve malvarlığı belgeleri
Özellikle hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller mahkemede dikkate alınmayacaktır. Bu konuda cezai sorumluluğun doğmaması adına delillerin Mahkemeye sunulurken hukuki değerlendirmelerinin yapılması önemlidir.
Çekişmeli boşanma davalarında kusur oranı önemlidir. Mahkeme, nafaka ve tazminat miktarını belirlerken kusuru göz önünde bulundurur. Daha fazla kusurlu taraf, nafaka talebinde bulunamaz ve tazminat ödeme yükümü altına girebilir. Diğer bir anlatımla nafaka, maddi-manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi açısından talepte bulunan eşin taleplerinin değerlendirilmesi ve hatta davanın kabul edilmesi açısından kusur oranı önem arz eder.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.12.2010 tarihli, 21129-21681 sayılı kararında, yerel mahkemenin davacı sadakatsiz davranışta bulunmuş, ancak davalı da davacıya ağır hakaretler edip çanta ile vurduğunu ve Mahkeme, davalının tepkisinin haklı olduğu gerekçesiyle davayı reddettiği tespit edilmiştir. Ancak Yargıtay bu değerlendirmeye katılmamıştır. Davalının hakaretlerinin sürekli olduğu ve sadece tepki niteliğinde sayılamayacağı vurgulanmış, sadakatsizlik davalıya mütemadi surette saldırı hakkı tanımaz denilmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve tarafların birlikte yaşamalarının beklenemeyeceği tespit edilerek, boşanma kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Anlaşmalı boşanma nedir?
Anlaşmalı boşanma (TMK md. 166/3), tarafların boşanma ve diğer konularda (nafaka, velayet, mal paylaşımı vb.) anlaşmaya vardığı durumlarda uygulanır. Şartları şunlardır:
- Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır.
- Taraflar, birlikte mahkemeye başvurmalı veya bir tarafın başvurusunu diğer taraf kabul etmelidir.
- Tarafların boşanma şartları üzerinde tam bir uzlaşma sağlanmış olması gerekmektedir.
- Hâkim, Anlaşmalı Boşanma protokolünü uygun bulmalı ve protokolü onaylamalıdır.
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanma sürecinde mal paylaşımı, velayet, nafaka ve tazminat gibi konular üzerinde anlaşmaya vardıklarını yazılı olarak beyan ettikleri belgedir. Mahkeme, bu protokolü inceleyerek boşanmanın kabulüne karar verir. Hukuki eksikliklerin olmaması adına protokolün profesyonel şekilde hazırlanması önem taşır.
Anlaşmalı boşanma protokolünde aşağıdaki hususların açık, net ve anlaşılır şekilde düzenlenmesi gerekir:
- Çocukların velayeti: Velayetin hangi eşte kalacağı ve diğer ebeveynin çocukla görüşme düzeni,
- Nafaka: Eş ve çocuk için ödenecek nafaka miktarı, ödeme şekli ve süresi,
- Mal paylaşımı: Evlilik sürecinde edinilen malların paylaşımına ilişkin düzenlemeler,
- Tazminat: Maddi ve manevi tazminat talepleri, miktar ve ödeme koşulları.
Düzenlenecek hususlar bunlardan ibaret olmayıp, her somut durum değerlendirilerek ve eşlerin ve çocukların karşılaşabilecekleri sorunlar öngörülerek protokolde çok çeşitli düzenlemelere yer verilebilir.
Anlaşmalı boşanma davaları, diğer boşanma türlerine göre oldukça kısa sürede sonuçlanır. Protokolün hazır olması ve tarafların duruşmaya katılması halinde tek celsede boşanma kararı verilebilir. Ortalama olarak süreç 1-2 ay içinde tamamlanır.
Anlaşmalı boşanma davasında, her iki tarafın da mahkeme huzurunda hazır bulunması zorunludur. Taraflardan birinin duruşmaya katılmaması durumunda, dava anlaşmalı boşanma olmaktan çıkar ve çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir.
Taraflar duruşma sırasında veya dava öncesinde karşılıklı anlaşarak protokolde değişiklik yapabilirler. Ancak değişikliklerin her iki tarafça onaylanması ve hâkimin de uygun görmesi gereklidir.
Boşanma İçin Nereye Başvurulur? Yetkili Mahkeme Neresidir?
Boşanma davası açmak isteyen taraf, Aile Mahkemesi’ne başvurmalıdır. Dava açmak isteyen eşin bulunduğu yerde Aile Mahkemesi yoksa, Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya eşlerin son 6 ay birlikte ikamet ettikleri yer mahkemesidir. Yani davayı açacak kişi, ya kendi yerleşim yerindeki Aile Mahkemesi’ne ya da eşlerin son altı ay boyunca birlikte yaşadığı yerdeki Aile Mahkemesine başvurabilir.
Boşanmak İçin Gerekli Şartlar Nelerdir?
Boşanma davası açabilmek için belirli hukuki şartların oluşması gerekir. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma, anlaşmalı veya çekişmeli olarak gerçekleşebilir.
- Anlaşmalı Boşanma Şartları (TMK 166/3): Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, eşlerin boşanma konusunda anlaşmış olması ve boşanma protokolü hazırlanarak mahkemeye sunulması, tarafların hakim huzurunda iradelerini özgürce açıkladıklarını beyan etmeleri gereklidir.
- Çekişmeli Boşanma Şartları: Çekişmeli boşanma davalarında, boşanma sebebinin mahkemeye ispat edilmesi gerekir. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan boşanma sebepleri şunlardır: Zina (Aldatma – TMK 161), Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK 162), Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK 163), Terk (TMK 164), Akıl hastalığı (TMK 165), Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK 166/1-2). Bu şartlardan biri veya birkaçı sağlanıyorsa, çekişmeli boşanma davası açılabilir.
Boşanma için Gerekli Evraklar Nelerdir?
Boşanma davası açmak için gerekli evraklar, boşanma türüne göre (anlaşmalı veya çekişmeli) değişiklik gösterebilir. Genel olarak gerekli belgeler şunlardır:
- Anlaşmalı Boşanma İçin Gerekli Evraklar:
- Boşanma Dilekçesi (Tarafların ortak iradesini ve boşanma sebeplerini içermelidir.)
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü (Tarafların mal paylaşımı, nafaka, velayet gibi konularda anlaştığını gösteren yazılı belge)
- Evlilik Cüzdanı veya Nüfus Kayıt Örneği
- Kimlik Fotokopisi
- Vekaletname (Eğer avukat aracılığıyla dava açılıyorsa)
- Çekişmeli Boşanma İçin Gerekli Evraklar
- Boşanma Dilekçesi (Boşanma nedenleri, deliller ve talepler açıkça belirtilmelidir.)
- Deliller (Mesaj kayıtları, tanık listesi, darp raporu vb.)
- Evlilik Cüzdanı veya Nüfus Kayıt Örneği
- Kimlik Fotokopisi
- Vekaletname (Avukat aracılığıyla dava açılıyorsa)
Çekişmeli boşanma davalarında ek olarak, dava sürecinde mahkemeye yeni deliller sunulabilir. Ayrıca, mal rejimi, nafaka ve velayet gibi konularda mahkemeden ek taleplerde de bulunulabilir.
Boşanma Davası Açmanın Adımları
Boşanma davası açmak için aşağıdaki adımları takip etmek gerekir:
- Yetkili Mahkemeye Başvuru: Boşanma davaları Aile Mahkemesi’nde açılır. Eğer bulunduğunuz yerde Aile Mahkemesi yoksa, Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
- Boşanma Dilekçesinin Hazırlanması: Anlaşmalı Boşanmada eşler, boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda anlaşarak anlaşmalı boşanma dilekçesi ve boşanma protokolü hazırlar; Çekişmeli Boşanmada ise eşler anlaşmazlık yaşıyorsa, davacı eş çekişmeli boşanma dilekçesi hazırlar ve boşanma nedenlerini delilleriyle birlikte mahkemeye sunar.
- Gerekli Belgelerin Mahkemeye Sunulması: Kimlik fotokopisi, Evlilik cüzdanı veya nüfus kayıt örneği, Boşanma protokolü (anlaşmalı boşanma için), Deliller (çekişmeli boşanma için; mesaj kayıtları, tanık listesi, darp raporu vb.) Vekaletname (avukatla dava açılıyorsa).
- Harç ve Masrafların Yatırılması: Dava açılırken mahkeme veznesine başvuru harcı ve gider avansı ödenir.
- Mahkeme Sürecinin Başlaması: Dava açıldıktan sonra, Mahkeme, tarafları duruşmaya çağırır. Anlaşmalı boşanma davasında, taraflar tek celsede boşanabilir. Çekişmeli boşanma davasında deliller toplanır, tanıklar dinlenir ve süreç daha uzun sürebilir.
Boşanma davası süreci, davanın türüne ve tarafların taleplerine göre değişiklik gösterebilir. Bir avukatla ilerlemek hukuki süreci daha sağlıklı yönetmenizi sağlar.

Boşanma Davaları Ne Kadar Sürer?
Boşanma davalarının süresi, davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına göre değişir. Anlaşmalı Boşanma Davası yönünden değerlendirilecek olursa, eşler boşanma ve sonuçları konusunda anlaşmışsa, dava genellikle 1 ila 2 ay içinde sonuçlanır. Eğer mahkemenin iş yükü azsa ve taraflar tüm belgeleri eksiksiz sunmuşsa, tek celsede (bazı durumlarda 1-2 hafta içinde) boşanma gerçekleşebilir. Çekişmeli Boşanma Davası yönünden değerlendirilecek olursa da taraflar boşanma, nafaka, velayet veya mal paylaşımı gibi konularda anlaşamıyorsa, dava çekişmeli boşanma davası olarak görülür ve çekişmeli boşanma davaları ortalama 1 ila 3 yıl sürebilir. Davanın süresi, tanıkların dinlenmesi, delillerin toplanması, bilirkişi incelemeleri gibi faktörlere bağlı olarak uzayabilir.
Boşanma Davası Sonucunda Verilebilecek Kararlar Nelerdir?
Boşanma davası sonucunda mahkeme, tarafların sunduğu delilleri değerlendirerek çeşitli kararlar verebilir. Mahkeme, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını tespit ederse boşanmaya karar verir. Anlaşmalı boşanma davasında, taraflar anlaşma şartlarına uygun davrandıysa boşanmaya hükmedilir. Çekişmeli boşanma davasında ise, kusur tespiti yapılarak boşanma kararı verilir. Mahkeme ayrıca talep edilmişse maddi durumu kötü olan eşe, diğer eş tarafından yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilebilir. Tarafların müşterek çocuğu varsa çocuğun bakım ve eğitim masrafları için velayeti almayan eşin diğer eşe ödemesi gereken iştirak nafakasına hükmedebilir. Ayrıca müşterek çocuk/çocuklar yönünden çocukların üstün yararını gözeterek velayeti anneye veya babaya verebilir. Velayeti alamayan ebeveynin çocukla görüşme ve kişisel ilişki kurma hakkı düzenlenir. Mahkeme yine talep edilmişse kusursuz veya daha az kusurlu taraf lehine, kusurlu eşin maddi ve manevi tazminat ödemesine karar verebilir.
En önemlisi de şiddet veya tehdit söz konusuysa, Aile Mahkemesi veya kolluk kuvvetleri 6284 Sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı verebilir. Şiddet uygulayan eşin ortak konuttan uzaklaştırılması, iletişim kurmasının engellenmesi gibi önlemler alınabilir.
Mahkeme ayrıca, boşanma için yeterli sebep bulamazsa davayı reddedebilir.
Boşanma davasının sonucu, tarafların sunduğu delillere, mahkemenin değerlendirmesine ve kanun hükümlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Çocuk Varsa, Boşanmada Velayet Kime Verilir?
Velayet, çocuğun yüksek menfaati gözetilerek belirlenir. Mahkeme, şu kriterlere göre karar verir: Çocuğun yaşı,Anne ve babanın maddi ve manevi durumu, Çocuğun bakımını kimin daha iyi sağlayabileceği, Çocuğun kendi tercihi (uygun yaşta ise) gibi. Genelde küçük yaştaki çocukların velayeti anneye verilir, ancak durumun gerektirdiği özel şartlar varsa baba da velayet alabilir. Velayet, çok yönlü değerlendirilmesi gereken, Mahkemelerin bu konuda uzman görüşüne müracaat ettiği önemli bir konudur.
Boşanmada Tazminat Nasıl Talep Edilir?
Boşanma davası sürecinde maddi ve manevi tazminat talep edebilmek için belirli şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi bu konuda düzenlemeler içermektedir.
TMK 174/1’e göre boşanma nedeniyle maddi zarara uğrayan ve maddi tazminat talep eden eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir. Buna karşın diğer tarafın kusurlu olması gerekir. Maddi tazminat, boşanma davası açarken veya dava sürecinde talep edilebilir veya dava sona erdikten sonra ayrı bir tazminat davası açılabilir.
TMK 174/2’ye göre ise manevi tazminat talep edilebilmesi için eşin boşanma sürecinde kişilik haklarının zedelenmiş olması gerekir. Örneğin, aldatma, şiddet, hakaret veya onur kırıcı davranışlar manevi tazminat sebebi olabilir. Tazminat talep eden eşin, karşı tarafa göre daha az kusurlu veya kusursuz olması gerekir. Boşanma dilekçesinde manevi tazminat talep edilmelidir. Dava sürecinde deliller ve tanık beyanları ile manevi zararın kanıtlanması gerekir. Boşanma kesinleştikten sonra, ayrı bir manevi tazminat davası açılabilir.
Boşanmada Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Mahkeme, tarafların maddi durumunu, boşanma sebeplerini ve kusur oranlarını dikkate alarak tazminat miktarını belirler. Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumunu araştırarak uygun bir tazminata hükmeder. Boşanma davasında tazminat taleplerinin güçlü hukuki gerekçelerle desteklenmesi önemlidir. Bu süreçte bir avukattan destek almak, hak kaybı yaşanmaması için faydalı olacaktır.
Boşanmada Mal Varlığı Nasıl Paylaşılır?
Türkiye’de, 2002 yılından sonra evlenen çiftler için edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Buna göre: Evlilik süresince edinilen mallar ortak kabul edilir ve boşanma sırasında eşit şekilde paylaşılır. Taraflardan birinin şahsi malları (miras, bağış vb.) paylaşım dışındadır. 2002 öncesi evlilikler ve bu evliliklerde edinilen mallar yönünden mal ayrılığı rejimi uygulanır.
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin talepler boşanma davasından ayrı bir davada ileri sürülür. Mal rejiminin tasfiyesinin, boşanma davası ile istenilmesi halinde, bu talepler dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilir ve ayrı bir dava olarak yürütülür.
Boşanma Davası Nasıl Düşer? / Boşanma Davası Nasıl İptal Edilir?
Boşanma davasının düşmesi, davanın mahkeme tarafından usulen veya esasen sona erdirilmesi anlamına gelir. Davadan Feragat (Vazgeçme), Tarafların Barışması, Tarafların Duruşmalara Katılmaması, Yetkisizlik veya Görevsizlik Kararına rağmen yetkili/görevli mahkemeye başvurulmaması gibi durumlarda dava düşer ve fakat gerekli şartlar sağlanarak yeni bir dava açılabilir.
Boşanma Davasında Alınabilecek Tedbirler Nelerdir?
Boşanma davası sürecinde, Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre, dava devam ederken hâkim gerekli gördüğü önlemleri alabilir. Bu tedbirlere örnek olarak, Mahkeme, maddi durumu kötü olan eş veya çocuklar için tedbir nafakası ödenmesine karar verebilir. Boşanma kesinleşene kadar bu nafaka ödenir. Nafaka miktarı, tarafların ekonomik durumuna göre belirlenir. Aynı şekilde Mahkeme, dava sürecinde çocukların geçici olarak hangi ebeveynde kalacağına karar verir. Velayeti alamayan ebeveynin çocukla görüşme süreleri düzenlenir. Bundan başka Mahkeme, davanın taraflarından hangisinin ortak konutta kalacağını belirleyebilir. Özellikle şiddet mağduru eş ve çocukların mağduriyetini önlemek için şiddet uygulayan eşin evden uzaklaştırılmasına karar verilebilir. Benzer şekilde eşlerden biri, diğer eşin ortak evi satmasını veya devretmesini engellemek için mahkemeden aile konutu şerhi talep edebilir. Böylece eşin izni olmadan evin üzerinde işlem yapılamaz.
Boşanma Davalarında Avukat Tutmak Zorunlu Mudur?
Boşanma davalarında Avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak anlaşmalı boşanma protokolünde yapılacak bir hata, çekişmeli boşanmada usuli sürelerin kaçırılması veya hatalı delillerin sunulması veya önemli delillerin hiç sunulmaması davanın reddedilmesine veya tarafların hak kaybına uğramasına sebep olabilir. Bu nedenle avukat yardımı almak süreç açısından faydalıdır.
Boşanma Davasında Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir?
Boşanma davalarında avukatlık ücreti, çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Ücretler Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen ücretten az olmamak kaydıyla, avukat ile müvekkil arasındaki anlaşmaya göre belirlenir.